• Reklam
OGM Müdürü Bekir Karacabey Ahşap Global’e Konuştu

OGM Müdürü Bekir Karacabey Ahşap Global'e Konuştu

Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey ; "Piyasaya zamanında yeterince arz sağlanacaktır."

18 Mayıs 2018 - 15:44 - Güncelleme: 11 Haziran 2018 - 14:04

Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey'i Ahşap Global Dergisi olarak makamında ziyaret ettik. Kendisi ile sektörün her alanının merak ettiği tüm konuları konuştuk. 

Sayın Genel Müdürüm, öncelikle ilk görüşmemiz olması sebebiyle Genel Müdürlük görevinizin hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Türkiye'de ormancılığın genel perspektifi ile başlamak istiyorum. Bugüne baktığımızda Türkiye'de ormancılığı Dünya örnekleri karşılaştırmasında ve başarılı işleyiş noktasında nasıl ve nerede görüyorsunuz?

"Türkiye, dünyada orman varlığını arttırabilen sayılı ülkelerden biridir. "

Teşekkür ederim, Allah razı olsun. Ben de röportajımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Öncelikle belirtmeliyim ki Türkiye, dünyada orman varlığını arttırabilen sayılı ülkelerden biridir.  Genel olarak değerlendirildiğinde; geçmişten bugüne ormanlarımızın, alan ve serveti, dolayısıyla da yıllık cari artımları artmaktadır. Yapılan envanter sonuçlarına göre 1973-2015 yılları arasında ormanlık alanımız 2,1 milyon hektar, ağaç servetimiz 700 milyon m³, yıllık cari artımımız da 17,8 milyon m³ artmış bulunuyor. Bu artışlar milli kaynaklarımız ve çalışanlarımızın üstün gayretleriyle elde edilmiş milletimizin övünç kaynağı olan dünyada da öne çıkan bir ormancılık başarısıdır.

"Dünyadaki toplam orman alanı 3 milyar 999 milyon hektara gerilemiştir."

Dünyadaki duruma bakacak olursak; dünyamızın toplam yüzey alanının 51 milyar hektar olduğu ve bunun %71’inin sularla kaplı bulunduğu hesaplanmaktadır. 1990 yılında Dünyamızdaki toplam orman alanı miktarı 4 milyar 128 milyon hektar iken Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO) tarafından yapılan Küresel 2015 Yılı Orman Kaynakları Değerlendirmesi’ne göre dünyadaki toplam orman alanı 3 milyar 999 milyon hektara gerilemiştir. Bütün bu veriler Ülkemizdeki orman varlığımız artarken dünya genelinde ormansızlaşma sürecinin maalesef devam ettiğini bize göstermektedir. Bunda planlı ormancılığa geçişte öncü kuruluşlardan biri olmamız ve ormanların anayasal güvence altında olmasının katkısı  önemlidir.

Dünyada ormanlar ve orman ürünlerine olan ihtiyacın giderek artması ve çeşitlenmesi bu kaynağın sürdürülebilir yönetimini gündeme taşımaktadır. Sürdürülebilir Orman Yönetimi (SOY) konusu da belli prensipler, standartlar ve yöntemler uygulanmak suretiyle gerçekleştirilmektedir. Bütün ülkeler bu durumu henüz tam olarak uygulamaya koymadıkları için ormansızlaşma özellikle Afrika ve Güney Amerika’daki tropik ormanlarda hızlı bir şekilde devam etmektedir.

Orman Genel Müdürlüğü, ormanların korunması, geliştirilmesi, planlanması, genişletilmesi ve topluma çok yönlü faydalar sunmak üzere işletilmesinden sorumlu, kamu tüzel kişiliğine haiz özel bütçeli çok güçlü bir kuruluştur. Genel Müdürlüğümüz; yükümlülüğündeki bu görevlerini doğayla uyumlu sürdürülebilir orman yönetimi anlayışı çerçevesinde yürütmektedir.

Orman Genel Müdürlüğü 2010 yılından itibaren stratejik planlamaya geçmiş ve plan hedeflerine  yönelik sonuçlandırılan çalışmalar neticesinde; orman yangınlarıyla mücadelede Akdeniz havzasında yer alan benzer şartlara sahip ülkelere göre nispeten başarılı sonuçlar alınmış, orman suçlarında belirgin düşüşler yaşanmış, ekosistem tabanlı fonksiyonel planlama modeli uygulamalarına devam edilmiş, bozuk ormanlar imar ve ıslah edilmiş, yıllık üretim rakamlarına ulaşılmış, orman kadastrosu tamamlanmış, ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve fidan üretim hedeflerine ulaşılmıştır.

Ayrıca, ülkemizde ormancılık ve orman ürünleri sektörünün gelişmesi için gerek ulusal kaynaklar ve gerekse uluslararası kaynaklarla desteklenen birçok araştırma, uygulama ve proje yürütülmektedir. Bu kapsamda, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Dünya Bankası (WB), Fransız Kalkınma Ajansı (AFD), Japon Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA), Küresel Çevre Fonu (GEF) ve Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) gibi uluslararası kuruluşlar ile  ormancılık ve orman ürünleri sektörüne yönelik işbirliği yapılarak çeşitli proje ve uygulamalar da gerçekleştirilmektedir.

"Kontrplakta ülkemizin hala ithalatçı konumunda bulunmasını üzüntü ile karşılıyorum."

Türkiye'de Orman Ürünleri sektörünü ürün grubu bazında ayırarak değerlendirdiğinizde; kontrplak/plywood üretimini, osb panel gelişimini, Türk mdf/suntasının dünyada geldiği konumu ve ülkemizde keresteciliği nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son zamanlarda bizleri sevindiren umutlandıran yeni yatırımlar olmasına rağmen kontrplakta ülkemizin hala ithalatçı konumunda bulunmasını üzüntü ile karşılıyorum. Bilindiği gibi yonga ve lif levha da ise ihracatçı konumundayız.

"OSB ve yonga levha ile lif levha üreten sektörümüzün her geçen yıl büyüdüğünü görüyoruz."

Kontrplak sektörünün ihtiyaç duyduğu kaliteli tomruk miktarını artırmak için biz de kurum olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. OSB ve yonga levha ile lif levha üreten sektörümüzün her geçen yıl büyüdüğünü görüyoruz.

Sektörümüzün; lif levha (MDF) üretiminde Avrupa´da 1., Dünya´da 2. sırada, yonga levha üretiminde;  Avrupa´da 3., Dünya´da 5. sırada, laminat parke üretiminde Avrupa´da 2., dünyada 3. sırada yer alması bizleri sevindirmektedir. Orman Genel Müdürlüğü olarak bu sektörün hammadde ihtiyacının karşılanması için 2000 yılında 1,4 milyon m3 olan lif yonga üretimini 2018 yılında 7,5 milyon m3 (10 milyon ster) olarak planladık.

"Kereste sektörü her geçen gün rekabet gücünü kaybetmektedir."

Ancak malumunuz üzere ülkemizde kereste sektörü binlerce küçük ölçekli işletmelerden oluşmakta ve her geçen gün rekabet gücünü kaybetmektedir. Bizlerde sektördeki işletmelerin güçlenmesi, ülkemizde ve küresel ölçekte rekabet gücü yüksek markalara dönüşebilmeleri için çeşitli projeleri hayata geçirdik. Sektörde büyümeyi teşvik etmek için belli büyüklükteki fabrikalara hammadde garantisi verebilmek için tahsis çıkardık.  Oduna dayalı orman ürünleri üzerindeki fonları kaldırdık. Piyasaya yapılan arzı artırmak için tomruk üretimini 3 milyon m3’lerden 6,4 milyon m3’lere çıkardık. Bunlara ilave olarak keresteden elde edilen ahşap ürünlerin kullanımının artırılabilmesi için Kalkınma Bakanlığı’nca desteklenen Ahşap Kullanımının Yaygınlaştırılması projesini 2018-2019 yılları için uygulamaya koyduk. Ayrıca Ülkemizde ihracat miktarlarının artmasına paralel olarak hızla gelişen palet sektörü de bulunmaktadır. Bu sektörün de hammadde ihtiyacını karşılamak ve sorunlarını çözmek için elimizden gelen gayreti göstermekteyiz.

"Ormanlarımızın sürdürülebilir devamlılığından asla taviz vermediğimizi önemle dile getirmek isterim."

Sektörün hammadde ihtiyaçlarını karşılarken ormanlarımızın yangın başta olmak üzere her türlü zararlılara karşı direnci yüksek daha sağlıklı ormanlara dönüşmesini de sağladığımızı, ormanlarımızın sürdürülebilir devamlılığından asla taviz vermediğimizi de önemle dile getirmek isterim.

"Muhammen bedel diye tabir ettiğimiz ihaleye çıkış fiyatlarımızda ciddi bir artışa gitmedik."

Türkiye'de orman ürünleri sanayicisinin her daim şikâyet ettiği bir hususa gelelim. Hammadde fiyatları. Sanayicimiz çevre ülke fiyatlarını baz alarak ülkemizde orman hammaddesi fiyatlarının yüksekliğinden bu minvalde rekabetçi olamamamızdan şikayet ediyor.  Biliyoruz ki Orman Genel Müdürlüğü son yıllarda taban fiyatlarda ihaleye çıkıyor ve artışa gitmiyor. Ancak arz-talep dengesi bağlamında ve ihale uygulaması sebebiyle fiyatlar hep yukarıya gidiyor. Bu eleştirileri doğru buluyor musunuz, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Genel Müdürlüğümüzce orman ürünleri fiyatlarının stabil olması arzulanmakta olup, çalışmalarımızı bu yönde sürdürmekteyiz. Ancak, arz talep dengesiyle ilgili olarak; zaman zaman piyasada talebin düşmesine bağlı olarak fiyatlarda düşme, talebin artması durumunda da fiyatlarda yükselme yaşanmaktadır. Son zamanlarda açık artırmalarda yaşanan aşırı fiyat yükselmelerine rağmen muhammen bedel diye tabir ettiğimiz ihaleye çıkış fiyatlarımızda ciddi bir artışa gitmedik. Ancak, serbest piyasa şartlarından kaynaklı olarak, müşterilerimizin ihaleye olan yoğun talebi sonucunda ürün fiyatları zaman zaman muhammen bedelin %50’lere kadar üzerine çıkmaktadır. Buna rağmen ülkemizdeki ahşap sanayideki hızlı büyüme nedeniyle odun hammaddesine olan talep artışına karşılık talebin karşılanabilmesi amacıyla 2000 yılında 7,3 milyon olan endüstriyel odun üretimini 2018 yılında 18,4 milyon m3 olarak planladık.

"Piyasanın talebini yeterince karşılayabilmek için arzın artırılması için her türlü tedbiri alıyoruz."

Ormanlarımızın verim gücü doğrultusunda üretimimizi artırmaya devam edeceğiz. Piyasanın talebini yeterince karşılayabilmek için arzın artırılması için her türlü tedbiri alıyoruz. Ancak bu durum sadece iç piyasalarla ilgili olmayıp; döviz kurlarındaki artış, ithalat yapılan ülkelerin yuvarlak odun ihracatına yasak getirmeleri gibi nedenler de yerli ürünlere olan talebi artırarak, odun ürünlerinde fiyat artışlarına neden olmaktadır. Biz de son olarak iç piyasanın talebini daha fazla karşılayabilmek adına Ekonomi Bakanlığından tüm orman ağaçlarından elde edilen tomrukların ihracatının yasaklanmasını istedik.

"Odun hammadde açığının sadece doğal ormanlardan yapılacak üretimle karşılanmasını olası görmüyoruz."

Türkiye'de ağaçların büyüme yıl ortalamasının yüksek oluşu plantasyonun, endüstriyel ormancılığın önünde en büyük handikap olarak gözükmekte. Önceki yıllarda Türkiye'ye hızlı yetişen türlerin gelip denemesi yapıldı ancak herhangi olumlu bir sonuç alındığı bilgisi ulaşmadı. Buna ek olarak Endüstriyel ormancılık yapan bazı ülkelerin Türkiye'den bu konuyla ilgili BOR madeni alımı yapıp plantasyonda kullandıklarını biliyoruz. . Türkiye'de hangi noktadayız? Sizin Türkiye'de endüstriyel ormancılığa, uygunluğuna, gelişimine ve yapılabilirliğine bakışınız nedir?

Artan nüfus ve endüstride ki gelişmeler nedeniyle ülkemizde odun hammaddesine olan talep giderek yükselmekte ve arz/talep açığı büyümektedir. Odun hammadde açığının sadece doğal ormanlardan yapılacak üretimle karşılanmasını olası görmüyoruz. Bu gayeyle yeni kaynakların devreye sokulması ve mevcut kaynakların etkinliğinin ve verimliliğinin artırılması gerekmektedir.

Doğal ormanlara göre çok yüksek artım performansına sahip olan endüstriyel ağaçlandırmaların bağladığı karbon, doğal ormanlardan çok fazladır. Karbon dönüşümüne önemli katkılar sağlamakta olup Kyoto Protokolü kapsamında dikkate alınması gereken bir sektör olarak görüyoruz.

"Bugün ülkemizde yılda yaklaşık 3 milyar dolar kaynağımız, odun hammaddesi ithalatında kullanılmaktadır."

Ayrıca ülkemiz endüstriyel odun ihtiyacı yaklaşık 30 milyon m3 olup üretimin yalnızca 17 milyon m3’ü ormanlarımızdan karşılanmaktadır. Bugün ülkemizde yılda yaklaşık 3 milyar dolar kaynağımız, odun hammaddesi ithalatında kullanılmaktadır.

Bu bağlamda  birim alandan en yüksek ürün elde etmek maksadıyla eylem planı kapsamında kuracağımız endüstriyel ağaçlandırmalar ile kitlesel üretim yapılarak; Doğal ormanlardaki üretim baskısı önlenecek, mevcut orman alanları korunacak, orman kaynaklarının sürdürülebilir biçimde işletilmesi sağlanacak, ülkemizin odun hammaddesi ihtiyacı karşılanarak ithalatının önüne geçilmesini hedeflemekteyiz.

"164.922 hektar alanda endüstriyel ağaçlandırma yapılmasını planlanmaktadır."

Hemen belirtmeliyim ki bu hedef doğrultusunda Endüstriyel Ağaçlandırma Eylem Planı hazırlanarak 2013 yılı itibarı ile uygulamaya geçildi ve ülke genelinde tespit edilen toplam 164.922 hektar alanda endüstriyel ağaçlandırma yapılmasını planlanmaktadır.

Tabloda da görüleceği üzere 2013-2017 yılları arasında 24.554 hektar alanda endüstriyel ağaçlandırma uygulaması yapılarak 21 milyon adet fidan dikilmiştir.

"Emek yoğun iş modelinden, makinalı çalışmaya geçilmesi gerekli hale geldi. "

Türkiye'de orman ürünleri hususunun 3 sac ayağı mevcut. Bir tanesi ormanlar ki sahibi devlet ve yönetici ve yetkilisi Orman Genel Müdürlüğü, diğeri orman ürünleri sanayicileri ve üçüncüsü orman işçisi veya köylüsü.

Orman Köylülerinin-işçilerinin durumuna gelmek istiyorum.  Ormandan emval alınması, kesimin yapılması konusunda birçok sorun olduğu görülüyor.  Bu konuda birçok yorumlama var ki bazıları şunlar; ormanda çalışacak işçi kalmadı, orman köylüsü-işçisi az çalışıyor, orman köylüsü makineleşmiyor, sanayici kendi aldığı alanda bölgedeki orman köylüsü zorlaması sebebiyle kendisi kesim yapamıyor,  vb... Türkiye'de Orman köylüsü-işçisi konusunu veya sorununu siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Orman köylülerimizin de Anayasal ve yasal hakları bulunmaktadır. Bu bağlamda ormancılık faaliyetlerinden doğan istihdama öncelikle köylülerimizi dahil etmemiz ve işlendirmemiz gerekiyor. Ancak, her geçen gün köylerimizde yaşayan nüfusun azalması ve yaşlanması sebebiyle iş gücünde ciddi bir azalma yaşandığını görmekteyiz. Buna karşın sadece odun üretiminde yapılacak iş miktarı 2,5 kata yakın arttı, artmaya da devam ediyor. Tabii olarak iş gücünün azalması ve işin artması karşısında emek yoğun iş modelinden, makinalı çalışmaya geçilmesi gerekli hale geldi.

"Dikili ağaç satışının artırılmasına yönelik ciddi tedbirler alındığını belirtmek isterim."

Köylülerimiz ve kooperatiflerimiz bu değişime ayak uyduramayınca işin zamanında yapılarak piyasaya yeterli ürün arz edilebilmesi için üretim işçiliğinde profesyonelleşmeye geçilmesi bağlamında Bakanlığımız ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan Protokol kapsamında şu ana kadar 112.000 orman köylümüze ciddi bir eğitim verdik.  Mekanizasyonun artırılması için de ORKÖY kredileriyle destek sağladık. Bunlara ilave olarak dikili ağaç satışının artırılmasına yönelik de ciddi tedbirler alındığını belirtmek isterim.

"ORKOOP ormanlık alanlardaki dikili ağaç satışları da dahil tüm üretimin kendileri tarafından yapılmasını istiyor."

Bu minvalde Or-Koop'a gelmek istiyorum. Or-koop Danıştay'a açtığı dava sonrasında tahsisli dikilinin yürütmesinin durdurulması kararı alındı. Bu karar sonrasında sanayiciler hammadde konusunda büyük kaygı hissetti.  Or-koop ile anlaşılamayan husus nedir ki iş bu boyuta taşındı?

ORKOOP ormanlık alanlardaki dikili ağaç satışları da dahil tüm üretimin kendileri tarafından yapılmasını istiyor. Sanayiciye yapılan dikili ağaç satışlarına şiddetle karşı çıkıyor. Sanayici istediği zamanda, istediği miktar, ebat ve standartlarda ürünü de daha düşük maliyetlerle fabrikasında istiyor. Biz burada sanayiciyle üretici arasında kalıyoruz. Bir tarafta haklı talepleri olan sanayici, diğer tarafta yaşlanmış, mekanizasyona geçememiş, profesyonel olmayan ve yasal öncelikleri olan köylülerden oluşan bir iş gücü. Biz her iki tarafa da yapıcı yaklaşmaya sorunları hızlı bir şekilde çözmeye çalışıyoruz.

"Gerekli itirazları yaptık dava sonucu esastan karar verilmesini bekliyoruz."

Tahsis konusunda ise; orman kalkındırma kooperatifleri ve köylülere iş güçleri ile orantılı olarak dikili ağaç satışı tahsisen verilebilmesine rağmen yıllık odun hammaddesi kullanma kapasitesi 25 bin m3 ve üzeri olan fabrikalara yapılan dikili ağaç tahsislerine ORKOOP tarafından dava açıldı. Dava neticesinde sanayicilere yapılan tahsisli dikili ağaç satışları ile ilgili Yönetmelik maddesinin yürütülmesi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından durdurulmuştur. Gerekli itirazları yaptık dava sonucu esastan karar verilmesini bekliyoruz.

"Sanayicilerimizin hammadde temini noktasında endişe etmelerini gerektirecek bir durum yok."

Bu arada sanayicilerimizin hammadde temini noktasında endişe etmelerini gerektirecek bir durum yoktur. Çünkü piyasaya en yüksek miktarda ürün arzı yapabilmek için her türlü tedbiri aldığımızı bilmelerini isterim.

Or-koop anayasaya dayanıyor. Sanayici hammadde istiyor. Ormanlar kesim istiyor. Bu konu genel ve uzun vadeli olarak nasıl çözülür, nasıl çözülmeli? Burada bir meclis iradesi gerekli midir?

Bildiğiniz gibi köylülerimizin ve orman kooperatiflerinin 6831 sayılı Orman Kanununun 40. maddesine göre yapılacak olan ormancılık faaliyetlerinde iş öncelikleri bulunmaktadır. Ancak köylülerinin veya orman kooperatiflerinin aşırı fiyat istemesi veya iş güçlerinin yetersiz olması veya çözülmesi mümkün olmayan anlaşmazlık çıkarmaları durumunda bu işler taahhüt yolu ile de yaptırılabilmektedir. Yasa gereğince köylü ve orman kooperatiflerinin iş gücü oranında kendilerine iş verilmektedir. Bununla beraber sanayicinin aldığı dikili ağaç satışlarında, sanayiciye üretim işini orman köylüsüne veya orman kooperatiflerine yaptıracaksınız diye bir zorunluluk getiremeyiz. Çünkü ürünün sahibi biz değiliz.

"Dikili ağaç satın alan sanayicilerin mağduriyetinin giderilmesi noktasında bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğu da anlaşılmaktadır."

Dikili ağaç satın alan sanayicilerin büyük bir çoğunluğu da işi zaten köylülere veya orman kooperatiflerine yaptırıyor. Ancak fahiş fiyat istenmesi, işin zamanında yapılma imkânının olmaması gibi durumlarda dışarıdan makinalı iş gücü getirmek zorunda kalıyorlar. Yerel orman kooperatifleri buna da şiddetle karşı çıkıyorlar. Bu kapsamda dikili ağaç satın alan sanayicileri rahatsız ettiklerini de biliyoruz. Bu anlamda dikili ağaç satın alan sanayicilerin mağduriyetinin giderilmesi noktasında bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğu da anlaşılmaktadır.

"Piyasaya zamanında yeterince arz sağlanacaktır."

Bu konuyu da içine alan ve yüksek sesle telaffuz edilen bir husus da arz yetersizliği.  Ukrayna'nın tomruk ihracatını yasaklaması sonrasında özellikle 2017 yılında oluşan yerli emvale olan talepte patlama yaşandı. Ancak ürünün mevcut miktarlarla iç piyasa talebine yetmediği görüldü. Dikili tahsisin de yürütmesi durdurulduğuna göre 2018 yılında bu konuda kısa vade çözümlemeleriniz mevcut mu, Sanayicinin 2018 yılı için kaygısını giderecek önlem ve uygulamalar nelerdir?

Ahşap sanayinin hammadde ihtiyacını karşılamak için ormanlarımızın verim gücü ve sağlığını da dikkate alarak, koruma ve kullanma dengesi içinde üretimin artırılması için her türlü tedbirleri alıyoruz. Piyasaya zamanında yeterince arz sağlanacaktır. Bu hususta kimsenin endişelenmesine gerek olmadığını belirtmek isterim.

"Kooperatifler Kanununda değişiklik yapılmasına dair çalışmalar var."

Or-koop’un denetiminin Orman ve Su İşleri Bakanlığında olması yerine Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı'nda olması işleyişte ve gelişimde aksaklıklar ve verimsizliğe sebebiyet veriyor mu? Bu denetim mekanizma yapısı sizce doğru mu?

Maalesef evet demek durumundayım. Orman kalkındırma kooperatiflerinin Orman ve Su İşleri Bakanlığı denetiminde olması işleyiş ve verimlilik açısından daha faydalı olurdu. Bildiğimiz kadarıyla uzun zamandır Kooperatifler Kanununda değişiklik yapılmasına dair çalışmalar var. Sonucunu biz de bekliyoruz.

"Biz ahşabı iyi tanıtamıyoruz, iyi anlatamıyoruz. "

Japonya, Kanada, Çin ve birçok gelişmiş ülkede sağlık, sürdürülebilirlik ve dayanıklılık temel sebeplerine bağlı olarak Ahşap kullanımı hızla yaygınlaşırken, devletler daha fazla ahşap kullanımına teşvik edici kanunlar çıkartırken Türkiye’deki tersine gibi görünen bu durumu ve nedenlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle şunu söylemeliyim ki biz ahşabı iyi tanıtamıyoruz, iyi anlatamıyoruz.  Ülkemizde geçen yıllarda ahşabın kurutulmadan ve koruyucu madde ile desteklenmeden yani doğru bir şekilde kullanılmaması nedeniyle ahşaptan beklenen fayda sağlanamadı ve vatandaşlarımız alternatif yapı malzemelerine (PVC, Alüminyum doğrama vs.) yöneldi. Oysa ahşap doğru kullanıldığında yüzyıla yakın kullanım ömrü olan, karbonu bünyesinde tutan, üretimi ve kullanımı esnasında çevreye zararı olmayan, kaynağı yenilenebilir, doğal ve sağlıklı bir yapı malzemesidir. Bilinenin aksine alternatif birçok yapı malzemesine göre (Beton, çelik gibi) yangına karşı daha dayanıklı, taşıma gücü daha yüksek bir malzeme olmasına rağmen iyi tanıtılamamıştır.

Ahşabın bu özelliklerine dikkat çekmek amacıyla Kalkınma Bakanlığınca desteklenen ve Genel Müdürlüğümüzün de yürütücüsü olduğu Ahşap Kullanımının Yaygınlaştırılması ile ilgili proje hazırlanmış olup, 2018-2019 yılları için uygulamaya konulmuştur.

"Yurt dışına işlenmemiş ürünlerin ihraç edilmesini uygun bulmuyoruz."

İç piyasaya yapılan arzda yeterlilik sağlamada sıkıntı yaşanırken yurtdışına tomruk ihraç etmemizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunun için çalışmalarınız var mıdır?

 Tomruk için önceliğimiz iç piyasadaki talebin karşılanması olup, yurt dışına işlenmemiş ürünlerin ihraç edilmesini uygun bulmuyoruz. Tam tersine sektördeki işletmelerimizin hammadde girdisi olarak orman emvallerini, Sanayi 4.0 ve bilişim teknolojileri imkan ve fırsatlarını kullanarak katma değeri en yüksek ürünlere dönüştürerek pazarda en büyük pay ve karlılıkla çalışmaları en büyük arzumuzdur.

Bilhassa tüm safhaları ile üretim-pazarlama süreçleri, ithalat-ihracata dair finans verileri başta olmak üzere sektörü etkileyen ve tetikleyen iç ve dış piyasa hareketlerini derin öğrenme algoritmalarına sahip yazılımlarla izleyerek, piyasada daha etkin, yüksek karlılık sağlayan bir üretim-pazarlamaya geçilmesi sektöre büyük bir ivme katacaktır diye düşünüyorum.

"Tomruğun ihraç edilmemesi amacıyla Ekonomi Bakanlığı ile bir çalışma yürütmekteyiz"

Diğer yandan tomruğun işlenmeden, dolayısıyla daha ucuz fiyatla satılması sebebiyle ülkemiz için iş kaybı ve kaynak israfı oluşmaktadır. Önceki yıllarda tomruk aldığımız birçok ülke bu ürünlerin işlenmeden satılmasına engel koymuştur. Ülkemizde de en azından kereste haline getirilmeden tomruğun ihraç edilmemesi amacıyla bizler de  Ekonomi Bakanlığı ile bir çalışma yürütmekteyiz.

Türkiye’nin Orman Varlığı ve artışı son verilerle hangi düzeydedir? Bu artış karşılığı gerekli kesim ve ekim işlemleri performans ve rakamsal olarak baktığımızda ne durumdadır?

Genel olarak değerlendirildiğinde; geçmişteki duruma göre bugünkü ormanların, alan ve serveti ile yıllık cari artımları artmaktadır. Bu değişimde, son dönemlerdeki planlama ve uygulama faaliyetlerinde, ormanların odun üretimi dışında diğer ürün ve hizmet fonksiyonlarının dikkate alınması etkili olmuştur. Ayrıca ormanların korunması ve geliştirilmesi için yapılan faaliyetler de ormanların alan, servet ve artım bakımından artmasında etkili olmuştur.

"Son 42 yılda yaklaşık 2,1 milyon hektarlık artış olduğu tespit edilmiştir."

Ormanların büyüklüğü ve değişimleri bakımından, bugüne kadar gerçekleştirilen orman envanter değerlendirme sonuçlarına ve yıllara göre;

  • 1973     : 20.199.296 ha (Ülke genelinin %26,1'i),
  • 1999      : 20.763.248 ha (Ülke genelinin %26,7'si),
  • 2004      : 21.188.747 ha (Ülke genelinin %27,2'si),
  • 2012      : 21.678.134 ha (Ülke genelinin %27,7'si),
  • 2015     : 22.342.935 ha (Ülke genelinin %28,6’sı)

olarak tespit edilmiştir. Bu envanter sonuçlarına göre; ormanlık alanda son 42 yılda yaklaşık 2,1 milyon hektarlık artış olduğu tespit edilmiştir.

Ülkemizin hassas topografyası ve ekolojik özellikleri de dikkate alınarak, uygun alanlar üzerinde çok maksatlı ağaçlandırma ve toprak muhafaza çalışmaları gerçekleştirilmiş, böylece bir yandan orman alanları artırılırken diğer yandan erozyonun ve rüsubat taşınımının önlenmesi, yeni rekreasyon, turizm alanlarının, yeni karbon yutaklarının, oksijen kaynaklarının teşkili sağlanmıştır. Bununla birlikte özellikle gelir getirici türler kullanılarak yapılan ağaçlandırmalarla da yöre halkı ekonomisine katkıda bulunulması hedeflenmiştir.

Bozuk orman alanlarının hızla rehabilite edilerek verimli orman alanlarına dönüştürülmesi, orman yangınlarıyla ve zararlılarıyla yapılan etkin mücadele, orman halk ilişkilerinin geliştirilmesi ve mülkiyet sorunlarının giderilmesine yönelik çalışmalar ile ormanların sağladığı ürün ve hizmetlerden çok maksatlı ve sürdürülebilir faydalanmaya yönelik çalışmalar kararlılıkla sürdürülecektir.

Bu kapsamda, ülke geneli için hazırlanan ve belirlenen öncelikli faaliyet alanlarının yer aldığı bölgesel gelişim projeleri ve eylem planları uygulamaya konulmuş, uygulama çıktı ve sonuçları titizlikle takip edilerek değerlendirilmektedir.

"Üretim miktarı artmaktadır."

Diğer yandan Ormanlarımızdaki servet ve artım miktarına paralel olarak üretim miktarı da artmaktadır. 2000 yılında 7,3 milyon m3 endüstriyel odun üretimi yapılırken 2018 yılında 18,4 milyon m3 endüstriyel odun üretimi planlanmıştır.

Ayrıntılarına girecek olursak eğer ülkemiz ormanlarından; 2005-2009 döneminde 10 milyon 90 bin m³ endüstriyel odun üretilmiş, bu rakam 2010-2012 döneminde 13 milyon 510 bin m³’e, 2013-2015 döneminde ise 15 milyon 76 bin m³ seviyesine ulaşmıştır. Yıllık yakacak odun üretimi ise; sanayide değerlendirme alternatifinin gelişmesi, tüketicilerin sosyal ve ekonomik yapılarındaki değişim sonucu tüketim tercihlerinin değişmesi ile gün geçtikçe azalan bir eğilim sergilemektedir. Önümüzdeki dönemde bu eğilimin devam edeceği beklenmektedir. 2005-2009 dönemi endüstriyel odunda gerçekleşen ortalama 2,2 milyon m³ arz açığı, 2013- 2015 döneminde 1,9 milyon m³ olarak sonuçlanmıştır. Yakacak ve endüstriyel odun arzı ile tüketim bir bütün olarak karşılaştırıldığında, 2013-2015 dönemi yurt içi tüketimin üretimden ortalama 2 milyon m³/yıl daha yüksek gerçekleştiği ve arz açığının yaşandığı görülmektedir. Bu durum özellikle ormanları daha verimli hale getirerek odun hammaddesi üretiminin artırılmasının temel gerekçesini oluşturmaktadır.

Orman ürünlerine ve ormancılığa yapılan yatırımları sormak istiyorum? Gelişim noktasında 2018 yılında uygulamaya alınacak olan yeni yatırım ve gelişim planları var mıdır ve nelerdir?

Orman ve orman kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi için öncelikli hedeflerimiz arasında;

Orman ürün ve hizmetlerinden çok yönlü faydalanmak,

  1. İnovasyonun orman endüstrisine sunduğu fırsatları değerlendirmek,
  2. Odun dışı orman ürünlerinin pazar paylarını artırmak,
  3. Özel sektörü teşvik etmek.
  4. Ormanların korunmasında etkinliği artırmak gibi hususlar yer almaktadır.

 

Bu kapsamda devam etmekte olan, ayrıca yeni yatırım planlarımızdan söz edecek olursak şunları söyleyebilirim;

 

  • Ulusal Orman Envanteri Projesi çalışmasının başlatılması,
  • Sürdürülebilir Orman Yönetimi Kriter ve Gösterge Ulusal Setinin Geliştirilmesi,
  • Ulusal Arazi Örtüsü Sınıflandırması/Kullanımı ve İzleme Sistemi (UASİS) Projesi, Yukarı Sakarya Havzası Arazi Tahribatının Dengelenmesi Projesi GEF6 gibi projelerin uygulanması,
  • Yangınla mücadelede insansız ve akıllı sistemlerin  kullanılması,
  • Orman ekosistem hizmetlerinin değeri konusunda çalışma yapılması,
  • Orman ürünleri (odun) satışlarında barkod sistemine geçilmesi,
  • Belediyelerin 10 yıllık fidan ihtiyacının belirlenip, bu ihtiyaçların yerli üretimden karşılanması,
  • Odun üretimini teşvik maksadıyla bir kısım ormanlık sahaların özel sektöre açılması (Tarsus Karabucaktaki Okaliptüs alanları),
  • Sertifikasyon maliyetlerin azaltılması için Ulusal Orman Yönetim Sertifikasyon Sistemi (PEFC) çalışmalarına hız verilmesi,
  • Ahşabın stratejik sektör olarak ele alınması ve kullanımının teşvik edilmesi,
  • Özel sektör fidancılığının büyümesi ve dünya pazarlarında rekabet edebilmesi için teşvik edilmesi,
  • Odun dışı orman ürünlerinin üretim ve pazarlama imkanları ile özellikle katma değeri yüksek olan tıbbi ve aromatik bitkilerden endüstriyel ürün üretimi için teşvik uygulamalarının geliştirilmesi,
  • Dikili ağaç satışlarının yaygınlaştırılmasına yönelik uygulama ve mevzuat çalışmalarına devam edilmesi,
  • Entegre havza bazlı projelerin yaygınlaştırılması,
  • Kırsal alanlardan göçün azaltılarak kadınlara ve gençlere yönelik desteklerin artırılması,
  • İklim değişikliği ve kuraklığa karşı projelerin geliştirilmesi,
  • Çölleşme ve erozyonla mücadele çalışmalarında uzaktan algılama, CBS ve yeni teknolojilerin kullanımı konusunda kurumsal kapasitenin geliştirilmesi,
  • Çölleşme, erozyon, sel, çığ, heyelan vb. konularda izleme sistemlerinin geliştirilmesi gibi ormancılık uygulamalarımızla yatırımlarımız devam etmektedir.

"Orman alanlarını genişleterek ülke yüzölçümünün %30’una çıkarmak öncelikli hedeflerimiz arasındadır."

Hükümetin 2023 hedef programında Ormanlarımızın ve ormancılık faaliyetlerinin gelişimi noktasında öne çıkan başlıklar hakkında bilgi alabilir miyiz?

2023 yılına kadar bir yandan boşluklu kapalı (bozuk) ormanlarımızı imar ve ıslah ederek normal kapalı hale getirmek, diğer yandan da orman alanlarını genişleterek ülke yüzölçümünün %30’una çıkarmak öncelikli hedeflerimiz arasındadır.

Diğer yandan Genel Müdürlüğümüz vizyon bildirimi "sürdürülebilir orman yönetimi uygulamalarında öncü kurum olmak" olarak belirlenmiştir. Söz konusu bildirimle sürdürülebilir orman yönetimini sağlamaya yönelik kurumsal kararlılığını en güçlü şekilde tüm paydaşları ve kamuoyu ile paylaşmıştır.

Bu çerçevede; Genel Müdürlüğümüzün 2023 hedeflerini hükümet önceliklerini dikkate alınarak kurumsal vizyonu doğrultusunda geliştirmiş olduğu stratejileri ile stratejik  hedefleri doğrultusunda 3 ana başlık altında toplamak mümkündür.

Bunlar;

  1. Ormanları, orman sayılan yerleri ve bu yerlerdeki biyolojik çeşitliliği, her türlü biyotik ve abiyotik zararlılara karşı korumak.
  2. Mevcut ormanları geliştirmek, verimliliğini artırmak ve orman varlığımızı, ülke toplam alanının % 30’una çıkarmak.
  3. Ormanların ürettiği mal ve hizmetlerden toplumun gelişen ve değişen beklentilerini en üst düzeyde karşılamak, ormanlardan çok yönlü ve sürdürülebilir şekilde faydalanmak şeklinde sıralanabilir.

Orman Genel Müdürlüğümüzün, bu ana hedeflerine ulaşılması yönünde gerekli kurumsal, idari, teknik, mali yeterliliğe ve etkinliğe sahip olduğunu da özellikle ifade etmek isterim.

"Vatandaşlarımız hiç bir endişeye kapılmasınlar."

Türkiye’de malumunuz ne zaman bir ağaç kesilse yaygaralar ve feryatları haber bültenlerinde görüyoruz. Takdir edersiniz ki normal yaşantımızda kullandığımız birçok ürün ağaç veya ağaç hammaddesinden yapılıyor. İnsanımızdaki bu yanlış algıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ormanlarımızda ağaç kesimi ormanların bakımı ve gençleştirilmesi amacıyla yapılmaktadır. Ormanlık alanların sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi için amenajman planları yapılmakta olup, bu planlarda nerede hangi faaliyetin yapılacağı planlanmaktadır. Dolayısı ile yapılan kesim faaliyetleri de bu planlar dâhilinde yapılmaktadır. Yapılan planlı çalışmalar neticesinde 1973 yılından günümüze orman alanımız 20,3 milyon hektardan 22,3 milyon hektara, ormandaki servet miktarımız ise 0,9 milyar m3 ten 1,6 milyar m3 e çıkartılmıştır. Ormanlarımıza ait ölçüme dayalı olan bu veriler ormanlarımızın hem alan bazında, hem servet, hem de yıllık artım bazında nasıl büyüdüğünü göstermektedir. Dolayısıyla insanlığın ortak değeri tabiata ve çevreye olan sevgi, saygı ve sahip çıkma gibi bizlerinde paylaştığı hassasiyetlere sahip bütün vatandaşlarımız, hiç bir endişeye kapılmasınlar. Devletimizin yetkili kurumları ve görevlileri dışında kalan ve maalesef çoğu zaman iyi niyetten uzak kişilerin mesnetsiz söz, tutum ve davranışlarına itibar edilmemesini tüm vatandaşlarımızdan rica ediyorum.

"Orman Bilgi Sistemi (ORBİS) Projesi yerli ve milli bir projedir."

Orman Genel Müdürlüğü yaptığı yatırımla ORBİS Sistemine geçti. Ve bugün meyvelerini almaya başladığını görüyoruz.  Tüm faaliyetleri anlık veri tabanına taşıyan ORBİS'in sağladığı katkıları öğrenebilir miyiz? Önümüzdeki süreçte sağladığı kolaylıklar bakımından sektöre sunacağınız yeni uygulamalar olacak mı?

Öncelikle ifade etmeliyim ki, tüm dünyayı dönüştüren bilişim teknolojilerinin baş döndüren hızı karşısında ormancılığımızı çağın imkan ve fırsatları doğrultusunda yönetme ve dönüştürme çabamızın bir sonucu olarak ortaya çıkan Orman Bilgi Sistemi (ORBİS) Projesi yerli ve milli bir projedir.

Projenin sağlayacağı katkılardan kısaca söz edecek olursak şunları söyleyebiliriz:

  1. OGM'nin bir yandan iş ve işlemleri, daha etkin, hızlı ve doğru biçimde gerçekleştirilecek diğer yandan hizmet kalitesi artacak ve OGM’nin kurumsal niteliğinde gelişme sağlanacaktır.
  2. OGM'nin tüm iç ve dış paydaşlarının OGM faaliyetleri içerisinde bulunmaktan duyduğu memnuniyet artacaktır.
  3. OGM'nin strateji ve politika geliştirme çalışmaları, daha güncel ve doğrulanabilir verilere dayanacak, her seviyedeki iş ve işlemleri bu politikalar ile eşgüdümlü olarak yürütülerek, sonuçların belirlenen stratejik amaçlara uygunluğu izlenebilecektir.
  4. OGM, özellikle vatandaşlar ve tüm dış paydaşları için hesap verebilir, saydam biçimde çalışan, katılımcılığı destekleyen şeffaf bir kurum niteliği kazanacaktır.
  5. Üst düzey yöneticiler başta olmak üzere her seviyedeki idareci, kendi sorumluluğundaki iş ve işlemleri bir süreç akışı içinde izleyebilecek, ortaya çıkan veya çıkması muhtemel aksaklıkları takip ederek önlemler alabilecek, ayrıca bu çalışmaları yaparken birlikte çalıştığı tüm birimler ile koordinasyonu sağlayabilecektir.
  6. OGM, yoğun biçimde iş ve işlem yürüttüğü dış paydaşları ile olan çalışmalarında elektronik ortamı etkin biçimde kullanacak, var olan ve gelecekte geliştirilmesi hedeflenen e-Devlet altyapıları ile entegrasyon sağlayacaktır.
  7. OGM'ye ait bilgi sistemlerine erişim için tek ve ortak bir altyapı kullanılacak, böylece kullanım kolaylığı sağlanacak, mükerrer veri, iş ve işlemlerin önüne geçilecek, kurumsal kaynakların verimli kullanılması yoluyla çağdaş kamu yönetimi anlayışının yaygınlaşması sağlanacaktır.
  8. Vatandaşlar, orman köyleri ve köylüleri, ormancılık sektörü kuruluşları ve OGM'nin işlerini yapan yüklenicilerin iş ve işlemlerinin elektronik ortama taşınması ile bu üçüncü kişilerin elektronik ortam ve özellikle e-Devlet altyapısını kullanması, kendi iş ve işlemlerini de elektronik ortamı etkin biçimde kullanarak yapmaları teşvik edilecektir.
  9. Mükerrer iş ve işlemler, mükerrer veri kayıtları ortadan kaldırılacak, böylece verinin, veriden elde edilen bilginin ve sonuçların paylaşıldığı birlikte iş yapma biçimleri geliştirilecektir. Ayrıca verilerin birimlere geç ulaşması sorunları da ortadan kalkacaktır.
  10. OGM'nin iş ve işlemlerine ait elektronik arayüzlere, gerekli iletişim altyapısı güvenlik koşulları sağlanmak kaydı ile, kesintisiz biçimde ve her yerden erişim mümkün olacak, mobil erişim yolları da etkin biçimde kullanılacaktır.
  11. Ormancılık çalışmaları, toplumda ve ormanlardan çok yönlü beklentilerde meydana gelmekte olan değişim ve gelişimlerin sürekli dikkate alındığı bir perspektifle planlanarak yürütülebilecektir.
  12. Orman kaynaklarının ekosistem bütünlüğü içinde çok işlevli ve katılımcı yönetiminin geliştirilmesi sağlanacaktır. Bu bağlamda bilimsel ve teknik kapasitenin kurumsal nitelikte geliştirilmesi için ortam sağlanacaktır.
  13. ORBİS, toplumun ve vatandaşların refahının ve yaşam şartlarının geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.
  14. ORBİS, ormancılıkla ilgili ürün ve hizmetlerde gelişme sağlayacaktır.
  15. Ormancılıkla doğrudan ya da dolaylı olarak ilgisi bulunan, ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar, kararlar ve katılmakta olduğu süreçler kapsamındaki koşulların ve beklentilerin dikkate alınması yoluyla ülkemizin ekonomik ve ekolojik açıdan uğrayabileceği zararların minimum seviyeye düşürülmesine olanak sağlanacaktır.

Örneğin şu anda ORBİS üzerinde hangi İşletme Müdürlüğü ne kadar damga yapmış, ne kadar sürütme yapmış, bu ürünlerin ne kadarını satış yerine getirerek istife almış, ne kadarını satmış gibi verileri anlık olarak takip edebiliyoruz. Ayrıca ihaleye arz ettiğimiz ürünleri www.ogm.gov.tr internet sitemizde yer alan İHALELER bölümünde yayınlıyoruz.

ORBİS yazılımının 2. aşamasında yer alan elektronik ortamda satış yazılımı tamamlandığında müşterilerimiz ihaleden veya tahsisen aldıkları ürünlere ait işlemleri işletme müdürlüklerine gitmeden kendilerine verilecek şifre ile bilgisayarlarından yapabilecektir. Ayrıca, bu yazılımla müşterilerimizin işletme müdürlüklerine giderek ihalelere katılma ve satış yaptırmalarında büyük zaman kaybına sebep olan iş süreci ortadan kaldırılarak mahalline gitmeden, internet erişimi olan istedikleri yer ve cihaz üzerinden ihaleye katılabilme ve pey sürmesi de hedeflenmektedir.

"Ülkemiz ormanlarında yurt dışından gelen monuchamus zararlı vektör böceği tespit edilmemiştir."

Ukrayna ormanlarında ortaya çıkan ve bizim ormanlarımızı da ithalat sebebiyle bir yönüyle tehdit eden Monochamus tehlikesi malumumuz. Zirai karantina Müdürlüğü ile yaptığımız görüşmelerde Ukrayna'ya gidilip tespitler yapılacağı söylenmişti. Ki gelen diğer resmi bilgiye göre Hükümetimiz Ukrayna hükümetini bu konuda resmi olarak uyarmıştı. Ancak görüyoruz ve tespit ediyoruz ki Türkiye'ye bu ürünler bir şekilde, bir yerlerde ihmaller oluşarak gelmeye devam ediyor. Bu konuda sizin ve bu doğrultuda OGM'nin bakış açısı, yaklaşımı nedir? Türkiye ormanlarında Monochamus'a rastlanmakta mıdır, önlemleriniz mevcut mudur? 

Bilindiği üzere 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa göre; Yurt dışı ve yurt içi ithalat ve ihracat işlerinde orman ürünlerine bitki sağlık sertifikası Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından çalışan inspektörler tarafından verilmektedir.

Ülkemiz ormanlarında yurt dışından ithal edilen orman ürünlerinden kaynaklanan monuchamus zararlı vektör böceği tespit edilmemiştir. Ukrayna devleti, ülkesinden işlenmemiş kereste ihracatına sınırlama getirmiş, işlenmiş kereste ihracına ise izin verilmektedir. Ukrayna’ya ithal orman ürünleri ile ilgili monocamus olup olmadığına dair Orman Genel Müdürlüğünce resmi bir ziyaret yapılmamıştır.

Yurtdışından ithal edilen ürünler için bitki sağlığı sertifikası Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından verilmektedir. Bu böceğin üzerinde taşıdığı nemotot denilen ve ancak mikroskopla görülebilen solucana benzeyen bir canlı, ağaçlarda kurumalara neden olmaktadır. Ülkemiz ormanlarında bu böceğin farklı türleri önceden beri mevcut olup, bu böcek nedeniyle kuruyan ormanımız bulunmamaktadır. Ormanlarımız sürekli olarak takip edilmekte, kuruyan alanlar tespit edildiğinde karantina tedbiri uygulanarak mücadele edilmektedir.

Genellikle yaz döneminde çıkan yangınlar orman varlığımızı ne ölçüde etkiliyor? Son iki yılda birçok tedbirin alındığına dair açıklamalar geliyor. Bu tedbirleri sizden başlıklar halinde öğrenmek isteriz?  Ayrıca yangınları önleyici tedbirlerin yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?

Ülkemiz orman varlığı 22,3 milyon hektardır. 2008-2017 yıllarını kapsayan son on yıllık verilere göre ülkemizde ortalama yılda 2384 adet orman yangını meydana gelmekte ve bu yangınlarda yıllık ortalama 9075 hektar orman alanı zarar görmektedir.

Diğer bir deyişle her yıl ormanlarımızın  % 0,04’ü yangınlardan etkilenmektedir.  Ülkemiz ile benzer iklim ve orman özellikleri gösteren Akdeniz ülkelerinden İspanya, Fransa, İtalya ve Yunanistan ile kıyaslandığında ülkemizde yangından zarar gören ormanların ülke ormanlarına oranı çok düşüktür. Bu orana en yakın değere sahip Fransa’da % 0,07 iken en yüksek değere sahip olan Yunanistan’da % 0,74 dür. Orman yangınları ile mücadelede ülkemizin benzer ülkelerden daha başarılı olmasının en büyük sebebi, orman yangınları ile mücadele edenlere verilen eğitim çalışmaları, çıkan orman yangının erken haber alınması ve haber alınan yangına hızlı ve etkili müdahale edilmesidir.

Bu kapsamda, orman yangınlarının çıkmasına engel olunması için her yıl eğitim-öğretim kurumlarımızda orman haftası etkinlikleri, fidan dikim törenleri ve ücretsiz fidan dağıtımı, tiyatro gösterileri, satranç turnuvaları, ödüllü resim ve fotoğraf yarışmaları gibi sosyal faaliyetler yapılmakta ve sincap çocuk dergisi dağıtılarak çocuklarımızın orman yangınlarına duyarlılığı arttırılmaktadır.

Ayrıca orman köylüleri, avcılar ve çobanlar gibi orman ile iç içe yaşayan vatandaşlarımız orman yangınları konusunda bilinçlendirilmektedir.

"Ormanlarımız 7 gün 24 saat sürekli olarak gözlenmektedir."

Orman yangınları ile ilgili kamu spotu ve çizgi film gibi hazırlatılarak medya ve yayın kuruluşları ile paylaşılmakta, yangın riskinin yüksek olduğu günlerde hava durumu ve haber programlarında uyarılar yapılmaktadır.

Ormanlarımız 776 adet Yangın Gözetleme kuleleri ile yangın riski yüksek dönem boyunca 7 gün 24 saat sürekli olarak gözlenmekte ve ormanlarımız içerisinde kameralar ile izlenmekte, ayrıca insansız otomatik yangın gözetleme kuleleri inşa edilmektedir.

İnsansız hava araçları ve termal kameralar kullanılarak yangınların en kısa sürede haber alınması için teknolojinin imkanlar etkili şekilde kullanılmaktadır. Haber alınan orman yangınlarına erken müdahale edebilmek için ülke genelinde 1451 yangın ilk müdahale ekibinde yaklaşık 19 bin personel, 2402 arazöz ve iş makinası ile karadan, 5 amfibik uçak, 24 su atar ve 6 idare helikopteri ile yangınlara müdahale etmektedir. 2003 yılında 40 dakika olan ortalama yangına ilk müdahale süresi günümüzde 15 dakikanın altına inmiştir.

Vatandaşlarımızın bir orman yangınını görmeleri veya haber almaları durumunda, tüm telefon hatlarından ALO 177 ORMAN YANGINI İHBAR HATTI ve ya 112 ACİL ÇAĞRI MERKEZİ numaralarını arayarak birimlerimize haber vermelerini beklediğimizi Sizlerin aracılığı ile iletmek isterim.

Ayrıca orman yangınlarından zarar gören orman alanları hiçbir şekilde başka bir amaçla kullanılmasına müsaade edilmemekte ve  aynı yıl içerisinde tekniğine uygun olarak rehabilitasyon, gençleştirme ve ağaçlandırma çalışmaları ile tekrar ormanlaştırılmaktadır.

"Ülkemizi adeta yeşile büründürüyoruz."

Orman ürünleri konusunda faaliyet gösteren, bu alanda emek veren ve gelir sağlayan tüm kesimlere mesajınız ne olur?

Bilindiği şekliyle Devlet ormanlarının korunması, geliştirilmesi ve işletilmesi görevi ilgili yasalarla Orman Genel Müdürlüğü’ne verilmiştir. Bu kapsamda ormanlarımızın geleceğinden hiç kimsenin endişesi olmasın. Ormanlarımızda hem alan hem de odun serveti bakımından ciddi bir artış vardır. Yaptığımız ağaçlandırma seferberlikleriyle Ülkemizi adeta yeşile büründürüyoruz.  Tüm bunların yanında ormanlarımızda geçekleştirdiğimiz bakım ve gençleştirme çalışmaları sonucu odun üretimi miktarı da artarak devam etmektedir. Orman köylülerimizle beraber ahşap sanayisinin de Ülkemizde hak ettiği yeri alması için tüm gayretimizle hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz.

"Devlet ve milletimizi daha aydınlık yarınlara hep birlikte taşıyacağımıza yürekten inanıyorum."

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Ormancılığımızın paydaşları olan köylümüz, kooperatiflerimiz, ahşap sanayi işletmelerimiz, kamu ve özel sektör paydaşlarımızla omuz omuza her birimizin haklarını gözeterek sorunlarımızı çözerek yapacağımız çalışmalarımızla devlet ve milletimizi daha aydınlık yarınlara hep birlikte taşıyacağımıza yürekten inanıyor,

Bu vesile ile sektörümüzün tüm paydaşlarını, çalışanlarımızı ve vatandaşlarımızı saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum…

 

Bu haber 2097 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Bakanımız ve Genel Müdürümüz Bursa da.
Bakanımız ve Genel Müdürümüz Bursa da.
OMM Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği Yayınlandı
OMM Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği Yayınlandı