Yanlış Olan Algının Düzelme Vakti Geldi

Yanlış Olan Algının Düzelme Vakti Geldi

Akça Kontrplak Yönetim Kurulu Başkanı Duayen Cezmi Akça, Ahşap Global Dergisine önemli açıklamalarda bulundu.

13 Aralık 2017 - 16:56

Ekim ayında Türkiye’nin önde gelen plywood/kontrplak tesislerinden olan ve Çorum’da üretim gerçekleştiren Akça Kontrplak A.Ş.’yi ziyaret ettik. Görüşmemizin nihai amacı firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Cezmi Akça ile gündeme dair gelişmeleri görüşmek ve röportaj yapmaktı.

Daha önce birçok kez ziyarette bulunduğumuz fabrikaya girişimizle birlikte bizi Cezmi Akça’nın üç oğlundan ortancası olan Hasan Akça karşıladı. Fabrikanın ön bölümündeki Plaza’da, odasında kahvelerimizi içmemizle birlikte bir miktar piyasa sohbeti gerçekleştirdik. Hasan Akça, aldığımız duyumlar ve bizlerin de yorumu dahilinde ticarette sevilen bir isim.

Kendisi bize fabrikayı gezdirdi. Fabrikaya ilk girişimizle birlikte çok geniş olan açık alanda tomruk hammaddesi stoğu gözümüze çarptı. Neredeyse yollara taşan seviyede olan Huş ve Çam tomruk stoğunun etkisini üstümüzden daha atamadan kapalı alanlardaki papel stokları bizleri bir kez daha şaşkına çevirdi. Görünene göre Akça Kontrplak kış dönemine çok iyi hazırlanmıştı. Hasan Akça Ukrayna tesislerinde 2 gemi yükü papelin ve Rusya’da 3 gemi yükü tomruğun hazır vaziyette sevk beklediğini iletti.

Fabrikayı gezmek üzere tesise indik. Gözümüze ilk çarpan çalışan sayısındaki artış ve hızlı çalışma temposu oldu. İlerledikçe yeni makinalar önümüze çıkmaya başladı. Yeni kurutmalar ve presler tam kapasite çalışıyordu. Akça’nın büyümesine gözlerimizle şahit olduk.

Tesis gezisi sonrası Cezmi Akça ve işlerin yönetiminde çok etkin olan büyük oğlu Tufan Akça ile bir araya geldik. Biraz ön sohbet sonrası bastık kayıt düğmesine…

Cezmi Bey, öncelikle davetiniz ve ziyaretimizde göstermiş olduğunuz nezaket için teşekkür ediyorum.

Orman Ürünlerinin global fotoğrafı ile başlamak istiyorum. Şu dönemde dünyada hammadde sıkıntısı olduğu görülüyor. Global ölçekteki bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Global olarak baktığımızda bölgesel değişkenlikler göstermekle birlikte bir sıkışıklık olduğu doğru. Ancak işini iyi bilen, planlamasını ve programlamasını doğru şekilde yapan ve altyapısı güçlü olan firmalar hammadde sıkıntısı yaşamaz ve bugün yaşamıyor da.

Dışarıda ve tesisi gezerken gördüğümüz kadarıyla siz bu konuda herhangi bir sıkıntı yaşamıyorsunuz?

Bugün itibarıyla üretim kapasitemiz doğrultusunda 6 aylık tomruk ve papel hammadde stoğumuz var. Öyle de olmak zorunda çünkü önümüzde kış var. Rusya’da, Ukranya’da, Türkiye’de kış şartlarında ormanlara girmek çok zor. Ki Rusya’da daha bu aydan durumun bu şekle geldiğini görüyoruz.

Orman ürünlerinde Rusya ile Türkiye arasında özel bir anlaşma yapılma ihtimali nedir sizce ve böyle bir anlaşma olsa sonuçları ne olur?

Olsa iyi olabilir ama artık günümüzde hiçbir ülke orman varlığını işlemeden satmayı istemiyor. İstihdam yaratmak ve katma değer üretmek için fabrikalar kurup, hammaddeyi işleyip satmak istiyorlar. Rusya bu konuda haklı, Ukrayna da haklı. Gelin tesis kurun diyorlar. Biz Ukrayna’ya bir tesis açtık ve bugün gönderdiğimiz yeni hatlarla büyütüyoruz. 2018 yılında bir tesis de Rusya’ya açıyoruz.

Dönelim Türkiye’ye. Türkiye içinde kereste, kontrplak, osb panel, mdf, sunta üretimlerini karşılayacak yeterli seviyede hammadde üretiminin orman genel müdürlüğü tarafından yapılamadığı, bu bağlamda yerli üreticilerin sıkıntı yaşadıklarına dair söylentiler var. Bu durum sizde nasıl, siz neler düşünüyorsunuz?

Ben buna katılmıyorum. Türkiye’deki ormanlar jeolojik olarak zor işletilen ormanlar. Çok dağlık, yüksek yamaçlar var. Denize paralel olan yerlerde ürün almak kolay ama Ege Bölgesi gibi denize dik olan yerlerde daha zor. Ülkemize baktığımızda en fazla orman varlığı da bu bölgelerde var. Aslında varlığımız gittikçe zenginleşiyor. Bunun üzerine tesis sayımız da her geçen gün artıyor. Bu durum her geçen yıl hammadde talebini artıyor. Orman Genel Müdürlüğü de her yıl miktarları büyük yüzdelerle arttırıyor. Ancak yukarıda dediğim sebepler de etken olarak düşünüldüğünde gelişme o kadar kolay olmuyor. Bunun anlaşılması lazım.

Türkiye plywood piyasasındaki rekabetin geldiği noktaya ilişkin görüşleriniz nelerdir?

Bu konuyu birkaç açıdan değerlendirmek gerekiyor. Öncelikle yerli üreticiler olarak aramızda bir rekabet yok diyebiliriz. Pazardaki talebi karşılama oranımız önemli yüzde seviyesinde arttı ve artmaya devam ediyor. Biz Türkiye’deki plywood/kontrplak üreticileri olarak aynı hedefe odaklanmış tek bir vücudun organları olarak görüyoruz kendimizi. Birlikte bu piyasayı millileştirme adına gece gündüz çalışıyoruz.

İthal ile yerli rekabetinde gelinen durum nedir?

İthal ürünler hepimizin gördüğü üzere günden güne Türkiye’de güç kaybediyor. Yer yer piyasada çıkışları oluyor. Ben bunu onların sona yaklaşırken haykırışları, çığlıkları olarak görüyorum. Detayına bakarsak; bugün rakip olarak en belirgin Vietnam’ı görüyoruz. İşçilik ucuz olması sebebiyle Türkiye’de Pazar bulabiliyor. Brezilya’nın artık Türkiye pazarında yer bulması çok zor. Belki dönem dönem olur. Hindistan malı kalitesi sebebiyle pazarın en dibinde kısmen yer alıyor ancak önümüzdeki süreçte yaşanacak gelişmelerle onun da pazardan silineceğini öngörüyorum. Rus markalarına gelirsek, 2017 yılında vermiş oldukları var olma savaşında büyük kayıplar verdiler. 2018 yılında biz üreticilerin yeni kapasitelerinin devreye girmesi ile büyük oranda pazardan silineceklerdir.

Son yıllara kadar sektörde yerli ve ithal arasında kalite konusunda farklılık olduğuna dair bir algı mevcut idi. Ki son aylarda bu konu sektörün gündeminde tartışma konusu babında yer teşkil etmeye başladı. Yerli üretimin pazardaki yer alma oranındaki yükseliş de hepimizin malumu. Bu eleştirilere yaklaşımınız nedir?

Bu konu hakkında izninizle fikirlerimi genişçe beyan etmek, tüm sektörümüzü ve piyasamızı gerçek bilgilerle ve belgelerle bilgilendirmek isterim. Artık yanlış olan bu algının düzelme vakti geldi! Ki bunu az çok katkılarımın olması hasebiyle, diğer üretici arkadaşlarımın da anlayışına sığınarak yerli üreticiler adına dile getirmek isterim.

Tabii ki, buyurun, kayıttayız.

Biz her zaman eleştirilere açığız ancak bizlerin milli mücadele olarak gördüğü bu konuda bazı kesimlerin kendi menfaatleri uğruna bu söylemlerde bulunması bir yanıyla üzücü diğer yanıyla geldiğimiz noktayı görmemiz ve gerçekler açısından tatmin edici. Ayrıca eskiden doğru olan ancak bugün yerli üreticiler olarak gelinen seviyenin hangi noktada olduğunun ortaya konması ve yanlış algının düzeltilmesi açısından da faydalı bir karşı çıkış.

Nasıl faydalı?

Müsaadenizle sırayla gidelim çünkü konu hassas.

Tabii ki, buyurun.

Sırayla gidersek; Üzücü olan şu ki bunu dile getiren kesime baktığımızda bir veya iki tane forklift, üç beş çalışan, ülkenin artı hanesine değil eksi hanesine yazılan faaliyetlere atılan imzaların savunucuları, bilmeden, araştırmadan, kendi menfaatlerinin kendilerine gösterdiği yanlış olan doğrular üzerinden, “çamur at izi kalsın, faydası olur” tadında ortaya çıkıyorlar. Ne yazık ki, bunu bu vatanın öz evladı olarak, aslında vizyonlarının kapasitesi sebebiyle bilmeden yapıyorlar. Ancak atalarımız ne güzel söylemiş; “güneşi balçıkla sıvayamazsın.”

Gelelim tatmin edici yanına. Sohbetimizde size biraz önce söylediğim gibi “sona yaklaşırken atılan çığlıklar, feryatlar bunlar”.

Bu işe giriştiğimde tek başımaydım. Bir hedef koydum ve o hedefe inandım. Bu hedefi anlattım, bu hedefe inananlar takıldı peşime. Hep birlikte inandık, hep birlikte yürüdük ve hep birlikte başardık. Bu çığlıklar, bu feryatlar bize alkış gibi geliyor.

Peki faydalı yönü nedir?

İşin faydası şu. Altı çizilen, eleştiri sebebi olan tüm oklar tek tek dayanaksız, bilinçsiz ve yanlış. Gelin birlikte mercek altına alalım. Yerli üretimi başlıklar altında masaya yatıralım.

Öncelikle en önemliden başlayalım. Türkiye’deki plywood/kontrplak üretiminin kalitesi.

Bir plywood için gerekli malzemeler nelerdir? Ağaç hammaddesi olan tomruk veya papel, kaliteli yapıyorsan fenol formaldehit tutkal, orta veya düşük kalite yapıyorsan melamine ile güçlendirilmiş üre formaldehit tutkal ve kalıp içinse fenolik film. Genel olarak kullanılan 120 gr/m2. Bunların da bir araya getirilmesi için gerekli olan şey; tesis. Buna da bakalım, ne gerekli? Soyma hattı, kurutma fırını, sıcak pres ve soğuk pres.

Dünyada bütün tesisler bu yapı içerisinde çalışır, plywood/kontrplak üretir. Tek fark şudur, eğer makine sayınız fazla ise veya makine parkurunuz daha yeni ise üretim miktarınız daha yüksek olur. Çalışan sayınız daha az olur, maliyetlerde avantaj sağlarsınız. Uluslararası standartlar kurutmanın süresinden, preslerin basınç seviyesine kadar hepsini belirlemiştir. Türkiye’deki plywood/kontrplak üreticileri de, dünyadaki üreticiler de bu standartlar doğrultusunda üretim yapar.

Hammadde konusunda ağacın ne olduğu kontrplakın mukavemeti açısından önem teşkil eden husustur. Eğer siz kavak plywood ile huş plywoodu karşılaştırırsanız yanılırsınız. Kavak plywood sahip olduğu mukavemet değerleri açısından Huşa göre daha düşük profildedir.

Biz Türkiye’deki üreticiler olarak Huş hammaddesini Ukrayna’dan ve Rusya’dan tedarik ederiz. Çam ağaçlarını kendi ormanlarımızdan ve yer yer Brezilya’dan getiririz. Ülkemiz kavak ve kayının bol olduğu bir ülkedir. Bunlar da hemen hemen tamamıyla buradan tedarik edilir. Bizim çam ağacımız laboratuvar sonuçlarına baktığınızda dünya üzerindeki birçok çam ağacından daha iyi sonuçlar verir.

Tutkal dediğimizde bizler “fenol” kullanırız, yani A tipi yapıştırıcı, kısaca en iyisi ki dünya üzerinde büyük çoğunluk B Tipi kullanır. A tipi tutkalın hammaddesi dünyanın belirli yerlerinden çıkar. Bugün Türkiye’ye tropik ülkelerden, Hindistan’dan, hatta Brezilya’dan gelen plywood/kontrplakların hemen hemen hepsinde Fenol-A tipi değil, üre yani B tipi tutkal kullanılır. Huş grubu ürünleri kenara aldığımızda diğer ithal ürünlerden tutkal olarak daha kaliteli olduğumuz ortadadır. Ki bugün tutkalın da olabildiğince millileşmesi adına çalışmalarımız devam etmektedir.

Film konusunda dünyada belirli üreticiler vardır. Endonezya, Almanya, vs. Dünyadaki bütün plywood üreticileri fenolik filmi bunlardan tedarik ederler. Yani burada da kalite farkı oluşturacak bir durum yoktur.

Geriye ne kaldı; üretim. Bizler yerli üreticiler olarak özellikle kurutma fırınlarında ve preslerde kendini ispat etmiş markaların iyi makinalarını kullanırız. Bu makinaları üreten firmalar dünya üzerinde bellidir. Ve biz onlarla çalışırız.

Gelelim üretim kalitesine. Bugün biz Akça Kontrplak A.Ş. olarak ISO, CE, EN, TSE ve bir de üstüne ek olarak, denizcilikte çok zor alınan, her tesisin sahip olamadığı ki büyük ihtimalle bizi eleştirenlerin temsil ettikleri tesislerin de sahip olamadığı ve alamadığı RİNA Belgesine sahibiz.

Unutmayın ki; kötü malı bir defa satarsın, hadi diyelim iki defa satarsın ama üçüncüye satamazsın!

Şimdi soralım bakalım; yukarıdaki veriler ışığında; kimmiş daha kaliteli? Neredeymiş kalite farkı?  Bizi kalitesizliğe itiyorlar diyenler, bu yaftayı bize yapıştırmaya çalışanlar biraz düşünerek ve bilerek konuşmalı.

Uluslararası plywood pazarı ile rekabet edebileceğinizi düşünüyor musunuz?

Düşünmüyoruz, rekabet ediyoruz. Burada anladığım kadarıyla piyasamız yanlış bilgilere sahip. Biz Türk plywood/kontrplak üreticileri olarak ihracat yapıyoruz, hem de dünyanın Amerika ve Avusturalya hariç tüm kıtalarına yapıyoruz. Ancak tabii ki dünyanın kontrplak/plywood konusunda dev hammadde hacimlerine sahip, bu işe önceden başlamış ülkelerinin seviyesinde değil. Ayrıca bunun sebebi kaliteyle alakalı da değil. Bizler Türk plywood/kontrplak üreticileri olarak önce kendi içimizi, kendi ülkemizi temizlemeyi hedefliyoruz. Konsantrasyonumuz bunun üzerine. İhracat yapamıyoruz deniyor, nasıl yapamıyoruz. Hiç mi İhracat verilerini okumuyorlar, bakmıyorlar?

Bugün Akça Kontrplak olarak Fransa, Pakistan, Türkmenistan, Afrika, Cibuti, Fas, Tunus, Cezayir, İran ve şimdi aklıma gelmeyen birkaç ülkeye kalıplık olsun, petek desen olsun, filmsiz olsun düzenli ihracat yapıyoruz. Ayrıca Türkiye’de yer alan özellikle otomotiv sektöründeki dünya markalarının, örneğin Mercedes, Man, Temsa gibi tesislerine çok yoğun olarak kontrplak tedarik ediyoruz. Bu araçlar burada üretiliyor ve dünyaya satılıyor, hatta Avrupa dahil bulundukları ülkelerde segment lideriler. Türkiye’ye ithal olarak gelip bu alanda, otomotiv sektöründe bizimle rekabet edebilen tek bir firma ve marka var, o da Riga! Dünyanın teknoloji olarak en ön sıralarda yer alan kontrplak üreticilerinden bir tanesi.

Bugüne kadar olduğu gibi bugün de milli duruşunuzu vurguluyor ve her beyanatınızda devam ettiriyorsunuz. Bunun altında yatan yaklaşımı merak ediyorum, nedir?

Çok basit, ülkeme ve üretmeye olan sevdam. Ayrıca sadece duruş göstermiyorum, uyguluyorum. Bakın, ticaret kolay iş. Ver parayı al karayı. İnsan ticaret yaparsa kendi kazanır ama üretim yapar sanayici olursa herkes kazanır. Herkes üretirse ülke kazanır.

Bugüne kadar bütün sözlerimi yerine getirdim.  Bu memlekete ithal plywood sokmayacağım dedim ve gelmeyecek de…  

Buna değinmişken, şunu da sormak istiyorum; Türkiye’de yerli plywood/kontrplak kullanım oranı arttı. Ki resmi raporlar da bunu gösteriyor. Bunun global sebeplerden mi kaynaklandığını yoksa sizin etkinizle mi olduğunu düşünüyorsunuz?

Bu eleştiriyi biliyorum ve gülüyorum. İthal ürünler global sebeplerle değil, burada biz olduğumuz için gelemiyor. İthalatçılar neden eski miktarlarda malzeme getirmiyor.? Çünkü global piyasalarda, diğer ithalatçı ülkelerde fiyatlar Türkiye’ye göre çok daha yüksek. Türkiye’de fiyatlar neden düşük. Çünkü biz varız. Biz Türkiye’ye hak ettiği değerden çok yukarıda seviyelerde malzeme girişine izin vermiyoruz. Onlar gelmediği için biz alan buluyor değiliz, biz olduğumuz için onlar artık gelemiyor!

Ne kadar güzel değil mi? Hem paramız içeride kalıyor, hem fahiş fiyatlarla ürün almak zorunda kalmıyoruz, hem istihdam oluyor… Hepsinde biz, hepsinde ülkemiz kazanıyor.

Bakın, biz bugün Akça olarak 380 kişilik bir aileyiz. 4. Aydan sonra 650 kişilik bir aile olmayı hedefliyoruz. Bu ailedeki her bireyin bir ailesi var. Onları da eklediğiniz de 1000 kişinin üzerinde bir aile oluyoruz. Herkes maaşını alıyor, evine ekmek götürüyor. Bundan daha büyük bir mutluluk, katma değer, kazanım ve fayda olabilir mi? 

650 kişi dediniz, 2018’de yatırımlarınız devam edecek mi?

Ediyor ve edecek. Bugün günlük üretim seviyemizi 250 m3’e ulaştırdık. Buna rağmen fabrikada 30-45 gün aralığında termin var, şükürler olsun. Yeni makinalarımız yolda. 3. Ve 4. Hatları da kuruyoruz. Hedefimiz günlük 500 m3 üretim. Diğer üretici dostlarım da bugün kapasitelerini iki katına çıkartıyor. Hep birlikte bu hedefimize ulaşacağız inşallah. Az kaldı.

Gözetim ve fonlar konusunda görüşleriniz neler?

Bildiğiniz üzere bu fon olayı Çin ile başladı. Ki Çin’e dampingi koyduran ben ve arkadaşlarım. Bunu neden yaptık? Ülkemizin menfaati için. Nasıl? Çin tüm sektörlerde hepimizin malumu. İşgücü maliyetleri hangi seviyelerde bu da biliniyor. Bizim ülkemizde işgücü maliyeti ne seviyede? Arada büyük bir fark var. İş gücü maliyetlerini düşürmek, insanların yaşam standartlarını Çin seviyesine indirmek mi, Çin’e yol verip işsizlik yaratmak mı yoksa Kota koymak mı? Sadece bizim için değil, tüm sektörler için bu kotalar konmazsa Çin ile rekabet edebilir misiniz? Hayır. Onun için bu fonlar, kotalar olmak zorunda. Tüm dünya bunu uyguluyor.

KDV Gözetimi için ne diyorsunuz?

O da faydalı ama yeterli değil, arttırılması gerekiyor ki inşallah artacak. Çin dünyanın başına sorun teşkil ediyor ama sadece o değil. Bizim sektörümüz ile alakalı diğer geri kalmış bazı ülkelerden gelişlerde de bu risk mevcut. Bu yolla o engelleniyor.

2017 yılı içerisinde gümrük müdürlüğünün bir hatası sebebiyle KDV Gözetiminde kısa süren bir kriz yaşandı. Sizler KONÜDER(Kontrplak Üreticileri Derneği) olarak soluğu Ankara’da aldınız ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ile bir görüşme gerçekleştirdiniz. Krizin temelinde ne vardı ?

KDV Gözetim uygulaması m3 üzerinden hesaplanır iken, yıl geçişinde, tablo düzenlemesinde yapılan hata ile Ton’a çevrilmişti. Direk Bakan’a ilettik, hata olduğu anlaşıldı ve hemen hatadan dönülüp düzeltme resmi gazetede yayınlandı. Türkiye’de ilk defa alınan bir karar bir gün sonra değiştirildi.

Nihat Zeybekçi ile sektöre yönelik özel bir görüşme oldu mu? Neler konuşuldu?

Ziyaretimizi KONÜDER olarak gerçekleştirdik. Sayın Bakan Zeybekçi bizleri çok iyi karşıladı. Kendisine kontrplak üretiminde gelinen noktaya ilişkin brifing verdik. Çok memnun oldu. Bakan’a plywood/kontrplak’ta ithal ürün girmeyeceğine dair söz verdim. O da bizi destekleyeceğine dair söz verdi. Önümüze bir milat koyduk ve bu hedef doğrultusunda yürüyoruz.

Akça Kontrplak olarak hiç durmadan yatırım yapan bir profiliniz var. Bunu nasıl açıklıyorsunuz ve neyi hedefliyorsunuz?

Şimdiye kadar 13 farklı iş yaptım. Hepsinde de zirveye hedefledim. Durmadan büyümek benim yaradılışımda var. Çok krizler, çok sıkıntılar gördüm, buna rağmen hiç durmadım. Bu sektöre de gönül verdim. Artık benim parayla pulla işim yok, ideallerim, arkamda bırakacaklarım var.

Farklı alanlarda da faaliyetleriniz ve yatırımlarınız oluyor? Bunlar hakkında bilgi alabilir miyiz?

Aslında işimizle bağlantılı bir iki iş koluna daha açılıyoruz kısmen. Bunlardan bir tanesi gemi işi. Bildiğiniz üzere bir tane gemimiz var. Mevcut faaliyetlerimizde kullanmamızın yanında farklı yükler de taşıyoruz.  İşin aslı gemicilik hoşumuza da gitti. Armatör de olduk. 2018 yılında büyük ihtimalle Akça-2 suya inecek.

Diğer yandan Ukrayna’da bir pelet tesisi kurduk. Avrupa’ya pelet sevk etmeye başladık. İlerleyen süreçlerde Türkiye pazarına da sunabiliriz.

Akça Kontrplak’ın bu büyüme sürecinde kurumsallaşma konusunda gelişimi ne boyutta?

ISO Yönetim standartları dahilinde kurumsallaşma yapımızı her geçen gün daha üst seviyeye taşımak için uğraşıyoruz. Tabii geçmişten gelen, sahip olduğumuz bir gelenek ve şirket kültürümüz var. Bunu da kenara koymak pek mümkün değil. Harmanlıyoruz. Benim en büyük avantajım ve kazancım 3 tane hayırlı evlada sahip olmam. Tufan olsun, Hasan olsun, Volkan olsun, Allaha Şükür onlar yanımda ve işlerinin başındalar. Var güçleriyle çalışıyorlar. Onlar bu kurumsallaşma konularında çok daha vizyoner ve bilgililer.

Türkiye pazarında dağıtım yapınız ne durumda?

Bizler ana yapı olarak bayiler üzerinden hareket ediyoruz. Müteahhit müşterilerle direk ilişkilerimizi kestik diyebiliriz. Hatır, gönül bağlantıları dışında malzeme vermiyoruz. Önümüzdeki süreçte bu bayilik yapılanmamızı daha da kurumsal ve sistematik hale getirip dağıtımı bu yöne taşımayı hedefliyoruz. Kazan-kazan yapısı altında bayilerimizle birlikte büyümeyi önemsiyoruz.

Türkiye’deki inşaat sektörünü bugün ve yarın olarak nasıl görüyorsunuz?

Eskilerin deyişiyle “Bizim memleketimizde bina bitmez.” Baktığımızda kira seviyeleri halen kazanç standartları açısından çok yüksek. Ev olsun işyeri olsun yeterli mülk sahibi olmayan çok fazla potansiyel var. Nüfusumuz da hızla artıyor. Önümüzdeki yıllarda inşaat faaliyetlerinin daha da artacağını düşünüyorum. Ki merceği genişletip bölgesel olarak baktığımızda; Suriye olsun, Irak olsun diğer çevre ülkelerdeki sorunlar bitince hinterlandımızda yer alan inşaat seviyesinin çok daha ileri boyutlara taşınacağını öngörüyorum.

Son olarak sektöre vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Sektörümüze ve devletimize verdiğim sözü yinelemek istiyorum. Bu sektörü millileştirmek için var gücümle çalışmaya devam edeceğim.

Bir de bizleri eleştirenlere şunu söylemek istiyorum;

Uzaktan bakmak, bilmeden olumsuz yorumlar yapmak yerine gelin misafirimiz olun. Sizi ağırlayalım fabrikamızda. Ne emeklerle, ne uğraşlarla, ne kadar çok insanın aynı hedef için, Türkiye’nin kazanması için nasıl çalıştığını, nasıl uğraştığını görün. Hatta gelin, var ise gücünüz siz de üretim yapın, sizi sonuna kadar destekleyeyim, tüm bilgi birikimimi karşılıksız aktarayım, sizlere yardımcı olayım…

Ama lütfen bizlerin kazandığı, sizlerin kaybettiği bugünde attığınız çığlıklara, feryatlara dikkat edin. Sonuna kadar eleştirin kabulüz, ama binlerce kişinin emeğine lütfen saygısızlık etmeyin !

Teşekkürler Cezmi Akça

Teşekkür Akça Kontrplak

Bu haber 3098 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Orköy Daire Başkanı Görevine Başladı
Orköy Daire Başkanı Görevine Başladı
DÜNYA İNŞAATINDA AHŞAP’IN YÜKSELİŞİ
DÜNYA İNŞAATINDA AHŞAP’IN YÜKSELİŞİ