Durgunluğun Sebebi...
Murathan ERŞEN

Murathan ERŞEN

Dokunuş

Durgunluğun Sebebi...

16 Ekim 2017 - 12:17

Değerli Dostlarım,

Öncelikle geçmiş Zafer Bayramınızı ve Kurban Bayramınızı kutluyorum.

Global siyaset gündemine baktığımızda her geçen gün sertleşen, agresifleşen bir ilişki yumağı sarmalı  dünyanın önünde büyüyen sorunlar silsilesi olmaya devam ediyor. Hangi tarafa bakarsak bakalım restleşmeler, tehditler ve bu global siyasi gerginliğin altında yaşanan; halkların acı tabloları.

Durgunluğun sebebi

Ülkemiz ekonomisine baktığımızda makro göstergeler müthiş bir pozitif büyüme ve gelişmeyi işaret ediyor. Borsadan, ihracata rekorlar üstüne rekorlar kırılıyor. Döviz geriliyor, TL değer kazanıyor. Ancak gel gelelim genel olarak Türkiye iç piyasalarındaki (hemen hemen tüm sektörlerde) herkesin bahsettiği bir durgunluk hali söz konusu. Yapılan iç ticaretten, hacimden, rekabetten, karlılıktan memnuniyetsizlik oranı yüksek. Bunun sebebi veya sebepleri üzerinden biraz kafa yorduğumuzda, tüm ana verileri incelediğimizde tek olumsuz yanın “faiz”de olduğunu görüyoruz. Faiz oranlarının hem alırken hem verirken ki yüksekliği içerde beklentiler doğrultusunda nakit döngüsünü, yatırımı ve performansı etkileyen tek olumsuz done olarak karşımıza çıkıyor. Peki faizi neden düşüremiyoruz veya neden düşürmüyorlar?

Bu soruya suçlu arama yaklaşımı ile açıklama getirmek doğru olmamakla birlikte sonuç alınabilecek bir yol değil. İşi somut olarak incelediğimizde (detaya girmeden), özellikle 2016 yılı son döneminde ve 2017 sene başında çok net hissedilmiş olan ekonomik kriz döneminde ve oluşma sürecinde (ki bu ülkemizdeki ekonomik gelişmelerden bağımsız, siyasi sebeplerle reelin dışında bilinçli oluşturulan bir iklim ve dünya sermaye gücünün dünya genelinde faiz beklentilerini üst seviyelere taşıması için oluşturduğu kurgudur)  içinden çıkılmak için yapılan uygulamaların bugünkü yansıması, diyeti olarak görülebilir.

Bu durumun çözümü dediğimizde ise iki unsur ana başlık olarak karşımıza çıkıyor. Birincisi; genel anlamda siyasi istikrar ki bu sadece ulusal anlamda değil uluslararası boyutu da kapsıyor, diğeri ise TL’nin değer kazanması enflasyonun düşüş eğiliminde olması ve seyretmesi.

Bu iki ana başlığın birincisini uluslararası boyutta ele aldığımızda şu dönemki ve yakın vadeli konjonktürde pek mümkün gözükmüyor. Diğer seçeneği değerlendirdiğimizde ise yaşanan gelişmeler TL’nin değerlenmesinin olumlu yönde olduğunu, yapılan uluslararası büyük anlaşmalar ile (hem Avrupa-hem Rusya) ve özellikle Katar ile gerçekleştirdiğimiz işbirliğinin gelişimi ile ziyadesiyle mümkün gözüküyor. Ancak bu gelişimi sağlamak bugünden yarına mümkün olmamakla birlikte bunların engellenmesi için içerden ve dışardan ne tür baskılar ile karşılaştığımız ve daha da karşılaşacağımız hepimizin malumu.

Ahşap Dünyası

Ahşap dünyasına dönüp baktığımızda; dünya genelindeki itiş kakış sebebiyle oluşan istikrarsızlığın ve denge kaybının ülkemize yansıması ve bu doğrultuda Türkiye’de talep karşılığı arz yetersizliği günden güne artarak devam ediyor. Hammadde fiyatlarının dolayısıyla tüm ahşap ürünlerin fiyatlarının ki yer yer ve kısmen ticari olarak kabul edilen fırsatçılık da buna eklenerek günden güne yükselişi devam ediyor.

Genel ülke menfaatleri açısından bir çok sektör için ana veya önemli tedarik alanı olan orman ürünleri piyasamızda dengelerin tekrar değiştiği ve sil baştan olma potansiyeline sahip bir tabloya hızla gidilirken bu konuda çözüm yaratması gereken kurum ve kuruluşlar (resmi ve stk’lar) proje, uygulama, acil önlem planı gibi unsurlar üzerinde çalışmak yerine “ağustos böceği trene bakar misali” maalesef ve maalesef halen sadece seyretmeye devam ediyorlar.

Tabir’i caizse; “kışa yakacak odun bulamayacağız”, bunu göremiyorlar veya görmezden geliyorlar !

(Ama öyle demeyelim; unutmayalım ki dünyada orman alanını artıran nadir ülkelerden biriyiz !)

Bu yazı 1038 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar